Capoeira facebook paylaş Capoeira twitter paylaş Capoeira google plus paylaş Capoeira linkedin paylaş

Capoeira



Bir capoeira furyasıdır ki gidiyor bu aralar. Çok uzun zamandır başlamak istiyordum ve başladım. Başlayalı bir ay olmasına rağmen kendimi baya geliştirdim. Bu savunma sanatı çok hoşuma gitti. Biraz sizlere teknik olarak capoeira dan bahsedeceğim. Şu anda çoğu insan tarafından bilinmiyor.

Capoeira Nedir?

Brezilya da yerlilerin kendilerini savunmak için geliştirdikleri bir savunma sanatıdır. Kimine göre dans, kimine göre dövüş sanatı. Ama işin içine girince seçimimi yaptım, bencede savunma sanatı :) Dünya da 48 ülkede yağıldığı söyleniyor. Capoeira da RODA ve JOGO denilen iki ana kavram var. RODA capoeiracıların çember veya yarı çember şeklinde yuvarlak oluşturması ve aralarından iki kişinin ortada birbirlerine uyumlu bir şekilde belirli stiller ve ritimlerle oynamasıdır. Bu oyunada JOGO denir. JOGO nun belirli kuralları vardır.

Capoeiranın Tarihi  (bu kısım alıntıdır)

      Portekizliler, 16. yy'ın 30'lu yıllarında, şeker pancarı üretimi için çalıştıklarından birçok işçiye ihtiyaç duymuşlardı. Bu yüzden, kendi yerlileri olan "Tupi" kızılderililerini köleleştirmeye çalıştılar. Kızılderililer işçi değil, avcı olduklarından, o kadar yoğun bir tempoya ayak uyduramıyorlardı, ama buna karşın yine de köleleştirildiler. Portekizliler, köle kullanımında uzman olmalarına rağmen, kısa bir süre içinde yüzbinlerce kızılderili çeşitli nedenlerle ölmüş ve bu nedenle kilise kızılderililerin köleleştirilmesini yasaklamıştır. Açık kalan işçi boşluğu bir şekilde doldurulması gerekmiştir. Bu düşünceyle hareket eden Portekizliler, kısa bir süre sonra, 1538 yılından sonra Afrika'dan Brezilya'ya 2-3 ile 18 milyon arasında bir sayıda köle getirtmeyi başarmıştır. Kölelerin çoğu, çok kötü şartlar altında kuzeydoğu Brezilya'daki şeker pancarı üretim sahalarında çalıştırılımıştır. Bu dönemde, birçok köle kaçmaya çalışmış, kaçarken veya kaçtıktan sonra "Capitães do mato" (ormanın kaptanları) tarafından yakalanıp çok büyük cezalara çarptırılmışladır. Capitães de mato'ya yakalanmadan kaçabilen köleler (o dönemde sayıları pek fazla değildi) yaşamlarını tehlikeli ormanlarda sürdürmek üzere kurdukları "quilombos" adı taşıyan köylere (topluluk) yönelmişlerdir. Kısa bir zaman sonra, Brezilya'nın ormanlarında birçok quilombos kurulmuştur. Bunların başlangıcı 16. yy'ın 90'lı yıllarında, Palmares'in ormanlarında (bugünkü Alagoas) görülmüş ve sayıları sürekli artmıştır. Buna rağmen, quilombos sayısı Portekiz askerlerine karşı koyabilecek ölçüde gelişmemiştir. Bu durum, 14 Şubat 1630 yılında Hollandalılar'ın üçbine yakın askerle Portekiz ordusuna saldırmasıyla değişmiş ve köleler ayaklanarak kaçma imkanı bulabilmişlerdir. Palmarino'lulara katılan çok sayıda köle, Palmarino'luların kendilerine olan güvenlerini arttırmıştır. 

      1635 yılında, quilombo'ların başına Gunga-Zumba (anlamı: büyük öncü) geçmiştir. Gunga-Zumba önderliği ele aldıktan sonra, Hollanda ve Portekiz askerleri birçok kez Palmarino'ya saldırı düzenlemiş, ama her seferinde başarısız olmuşlardır. 

      1667'den 1670'e kadar Pernambuco'nun güneyi Palmarino'luların egemenliğinde kalmıştır. 1676'da Pernambuco'nun o dönemki generali olan Pedro de Almedia, acımasızlığı ile ünlenen komutan, Fernão Carrilho'yu Palmarino'yu yerlebir etmesi için görevlendirmiştir. 1667'de Palmarino'ya saldırılmış ve kuşatma sonucunda Gunga-Zumba'nın Amaro'da bulunduğu ortaya çıkmıştır. Komutan Fernão C. Gunga-Zumba'yı ele geçirebilme amacıyla Amaro'ya saldırmış, ama ayağından ağır bir yara almasına rağmen Gunga-Zumba kaçmayı başarmıştır. 
      
      1678'de Porto Calvo'ya geri dönen komutan, büyük ölçüde asker kaybetmesine rağmen, Portekiz halkı tarafından bir şampiyon gibi karşılanmıştır. Generalin elinde 200'den fazla Palmarino esiri bulunmasından dolayı, Gunga-Zumba'yla bir antlaşmaya varmaya çalışmış ve savaşlardan yorgun düşen Gunga-Zumba antlaşmayı kabul etmiştir. Bunun ardından, Gunga-Zumba yanına birçok Palmarino'luyu alarak Serinhaém'den 32 kilometre uzaklıkta bulunan Lucaû'daki bir rezerveye yerleşmiştir. Herkes Palmarino'luların yenildiğini düşünürken, kısa bir süre sonra halk yeniden ayaklanmış ve yeni kral, öncekilerden daha acımasız ve kararlı olan Zumbi başa geçmiştir. 
      
      İlk quilombo'lar kurulmadan önce, tutsak dönemlerinde geliştirilen Capoeira, Gunga-Zumba'nın döneminde de kullanılmasına rağmen, en yoğun Zumbi'nin döneminde kullanılmıştır. Zumbi'yi yok etmek için birçok girişimde bulunulmuş ve sonra Pernambuco'nun generali, "yabani" lakabı takılmış Domingos Jorge Velho'yu Bandeirantes'in başına geçirerek, Zumbi'yi ve Palmarino'luları yakalamak üzere görevlendirmiştir. Birçok kez savaşa girilmesine rağmen, Velho her seferinde başarısız olmuş, ama pes etmemiştir. Pernambuco'nun zengin tabakası, Palmarino'lular yüzünden birçok köle kaybetmiş ve bunun sonucunda generale baskı yapmaya başlamışlardır. General, bunun üzerine 1694 yılında Velho'ya, Palmarino'ya karşı 9000 asker vermiştir. Bu savaş Palmarino tarihinde ikinci en büyük savaş olmuştur. Velho başarısız olmak üzereyken, Macaco (Palmarino'da bir quilombo)'nun önüne altı tane top getirtmiş ve Palmarino'luları geri çekilmeye zorlamıştır. Bu sistemi bir raya oturtarak, Velho tüm köyleri birer birer yıkmaya başlamıştır. Savaş bittikten sonra, Palmarino'luların çok azı hayatta kalmıştır ve bunlardan birisi de Zumbi'dir.

      Kitaplarda anlatılana göre, Zumbi çok yakın bir arkadaşı olan Antônio Soares'in ihbarı üzerine öldürülmüştür, çünkü Soares Portekizlilerin tutsağı konumunda olduğundan, işkencelere daha fazla dayanamayarak Zumbi'yi ele vermiştir.

      20 Kasım 1695'de Gongoro'da Zumbi Soares'le karşılaşmış ve sarıldıkları sırada, Soares Zumbi'nin karnına bir hançer saplamıştır. Aniden meydana çıkan Portekiz askerlerinden kaçmaya çalışırken, Zumbi bir kişiyi öldürmüş ve birçok kişiyi yaralamıştır.

      Zumbi'nin ölümü ile Palmarino direnişi sona ermiştir. Palmarino'nun tarihi Capoeira'nın da tarihi olmuştur, çünkü siyah kölelerin ateşli silahlara karşı kullandıkları en büyük silahları Capoeira'ydı. Bundan dolayı, 13 Mayıs 1888 Brezilya'daki "abalição" (köleliğin kalkması)'dan sonra isyancıların vazgeçilmez silahı Capoeira da yasaklanmıştır. Bu engellere rağmen, siyah kültürün bir öğesi olan Capoeira hayatta kalmayı başarabilmiştir.

" Vücutları silahlarıydı.Dansları ise kamufle. Bu gizlilik aynı zamanda da onların hayat felsefesi ve kültürü oldu."

Capoeira Enstrümanları

Capoeira da yaygın olarak üç adet enstrüman kullanılıyor. Bunlar berimbau, panderio, atabaque.

Berimbau: Capoeiraya ne zaman girdiği bilinmiyormuş. Fakat her grubun bir berimbau su mutlaka olmalı. Mestre ler tüm gruplar berimbaularına iyi bakmalılar ve onlara insansı bi özellik katmalılardır. Onların nasıl gerileceğini çok iyi bilmelidirler.

 

 

 

 

 

Panderio: Bu enstrüman da capoeiraya sonradan girmiştir. Hint kültüründen gelmiştir. Bildiğimiz tefden tek farkı daha geniş olmasıdır.

 

Atabaque: Geniş bir davul cinsidir. Dikkat edilmesi gereken çalınırken ellerin üzerinde tutulmamasıdır. Boylarına göre değişik isimler alırlar. Capoeira müziklerine en iyi uyan çalgıdır. Roda da capoeiracılar tabaque ritmine göre alkış tutabilirler.

 

 

 

 

 

Bunların yanında diğer enstrüman isimleri; agogo, reco reco, caxixi. Bilmekte fayda var :)

Bildiğim ve araştırdığım kadar anlatmaya çalıştım. Umarım capoeira ile ilgili birazda olsa bilgi verebilmişimdir.

Bu arada gittiğim capoeira kursu İstanbul  Taksim'de Acro Capoeira. Web sitesine buradan ulaşabilirsiniz.


[ YORUM YAZ ] [ YAZDIR ]
Anahtar kelimeler: 

Yazan: Özgür
Yorum: Merhaba bu haber asılsız çıktı arkadaşlar
Yazan: Aybar DUMLU
Yorum:

Asılsız demiyelimde, sanırım eskiden bu anlatılan doğruymuş şimdi değişmiş damacanalar.